RAUF BEY, GÖRÜŞMELERİ BİTİRİP BARIŞI HAZIRLAYAN
İSMET PAŞA'NIN SONUÇLA İLGİLİ OLARAK HÜKÜMETİN GÖRÜŞÜNÜ SORAN TELGRAFA
CEVAP VERMEMİŞTİ
Nihayet, Efendiler,
Temmuz ortalarında konferans sona
erdi. İsmet Paşa, barış antlaşması imzalanmadan önce Bakanlar Kurulu
Başkanı Rauf Bey'e, konferansın son bulduğunu ve meselelerin ne şekilde
çözüme bağlandığını bildirmiş. . . Rauf Bey'e olumlu veya olumsuz
hiçbir cevap vermemiş... İsmet Paşa, bekleyiş içinde geçirdiği bu
günlerde çok üzülmüş. Hükûmetin hiçbir cevap vermeyişini, Ankara'da
bir kararsızlığın hüküm sürmekte olduğuna bağlamış. . . Rauf Bey'e
yazdıktan üç gün sonra 18 Temmuz 1923 tarihinde durumu bana da bildirdi.
Telgrafında, Hükûmet'i kararsızlığa düşürebileceğini tahmin ettiği
noktaları birer birer sayıp açıkladıktan sonra, düşüncelerine şu
sözlerle son veriyordu :
Eğer hükûmet kabul ettiğimiz noktalardan geri dönmemiz hususunda
kesinlikle ısrar ediyorsa, bunu bizim yapmaklığımıza imkân yoktur.
Benim düşüne düşüne bulduğum yol, İstanbul'daki İstilâ Devletleri
komiserlerine, imza yetkisinin bizden alındığını
bildirmektir.
Gerçi, bu durum, bizim için yer yüzünde görülmemiş bir skandal
olur. Fakat vatanın yüksek çıkarları, şahsî düşüncelerin üstünde
olduğundan, Millî Hükûmet istediği gibi hareket eder. Hükûmetten
teşekkür beklemiyoruz. Yaptıklarımızın muhasebesi milletin ve tarihin
yargısına bırakılmıştır.
Efendiler, İsmet Paşa'nın yürüttüğü ve sonuçlandırdığı işin ne
kadar önemli olduğunu açıklamaya gerek yoktur. Bu işin sonuçlandırıldığı, son günün, imza gününün geldiğini bildiren telgrafa sevinçle
ve can atarak cevap verileceğini kabul etmek tabiîdir. Ankara
ile
Lozan arasında, bir veya iki günde haberleşmek mümkündü. Üç gün
geçtiği halde, hiçbir cevap verilmemiş olması, en basit bir anlayışla,
Hükûmet Başkanı'nın işi önemsemediğini ve aldırmazlıkla karşıladığını
gösterir. Yapılan işin hükûmetçe noksan görülerek, kabul edilmemesi
yoluna gidildiği ve bundan dolayı da cevap verilmemekte olduğu zannına
da düşülebilir. Bu durum karşısında, işi bitirmek için büyük ve
tarihî sorumluluk yüklenerek imza kullanacak olan zatın ne kadar
güç bir durumda kalacağı düşünülürse, İsmet Paşa'nın üzüntü ve
ıstırap çekmesini haklı görmek gerekir.
|