MESELEYİ ÇÖZÜME BAĞLAMAK İÇİN BİR TARAFA HAK VERERK
ÖBÜR TARAFI SUSTURMA YOLUNU TUTMADIM
Genellikle iki tarafa karşı aldığım tavır yumuşak Bir tarafa hak
vererek öbür tarafı susturma yolunu tutmadım. Durumu nasıl gördüğümü
ve görüşümü nasıl ortaya koyduğumu anlatmak için 25 Mayıs 1923 günü
yapılan hükûmet toplantısından sonra, İsmet Paşa'ya yapılmış olan
tebligatı olduğu gibi bilginize sunacağım :
İsmet Paşa'ya iki şifreli telgraf yazıldı. Biri hükûmetin kararı
olarak Rauf Bey'in imzasıyla çekildi. Bu telgrafı, ben Kâzım Paşa'ya
yazdırdım. Ötekini bizzat yazdım ve kendi imzamla gönderdim. Rauf
Bey'in imzasıyla çekilen telgraf şudur :
İsmet Paşa Hazretleri'ne 24 Mayıs tarihli ve 141-144 sayılı telgraflarınız
üzerine Gazi Paşa Hazretleri'nin başkanlığında toplanan Hükûmet'in
kararı aşağıda arz olunur : Barışa engel olan önemli ve askıda kalmış
meseleler, bizce bir bütün sayılmaktadır. Bu meselelerden herhangi
biri nazik bir şekil aldığı zaman fedakârlığa davet edilir ve bu
fedakârlığı zarurî görecek olursak, geride kalan meselelerin de
aynı şekilde zararımıza çözülmesi ihtimalini kuvvetlendirmiş oluruz.
Yunan tazminatı konusunda fedakârlık yapılacak olursa, bu fedakârlık
hiç olmazsa daha askıda bulunan ve bizce çözümü şart olan meselelerin
lehimize sonuçlandırılması suretiyle barışa yardımcı olmalıdır.
Bundan dolayı, ancak, Düyûn-ı Umumiye faizleri, işgal altındaki
topraklarımızın kısa zamanda boşaltılması, adlî işlerle ilgili formül
ve şirketler tazminatı konularının Yunan tazminatı konularıyla birlikte
ortaya konulması ve ancak lehimizde çözümü sağlanıp garanti edildiği
takdirde, karşılığında bu fedakârlığın göze alınması uygun olabilir.
Bu formül çerçevesinde, en çok yarar sağlayacak bir barış yapılmasının
mümkün olduğu ve bunun dışında uzun görüşmelerin iyi bir barış
getirmeyeceği düşüncesinde olan kabine, konferansa son ve kesin
şekilde tekliflerde bulunarak verilecek cevabı beklemenizi rica
etmektedir.
Hüseyin Rauf
Benim yazdığım telgraf da şudur :
25.5.1923
24 Mayıs tarihli ve 141-144 sayılı telgraflarınızda yazılı olan
hususlar Hükumet'te incelendi ve görüşüldü. Hükûmet'çe alınan karar
Hükûmet Başkanlığı'ndan bildirildi. Benim düşüncelerim :
1 - Üzerinde durulması ve ısrar edilmesi gereken mesele, Yunan
tazminatı meselesinde Türkiye'nin göze alacağı fedakârlık değildir.
Belki bu fedakârlığa razı olunabilmesi için, barışın imzalanmasına
engel olan köklü ve önemli meselelerin daha çözümlenmemiş ve beklendiği
şekilde çözümlenebileceğini gösteren inandırıcı deliller bulunmamış
olmasıdır. Gerçekte, çözümlendiği veya çözümlenebileceği tahmin
edilen iktisadî meseleler, Ankara'da toplanmakta devam eden şirketlerle
yapılacak görüşmelerin sonucuna bağlıdır. Bu şirketlerin ise aşırı
isteklerde bulundukları şimdiden anlaşılmıştır.
2 - İktisadî ve malî meseleler, İtilâf Devletleri'nin görüşüne
uygun olarak yani aleyhimizde çözümleninceye kadar, İstanbul'un
boşaltılmasını geciktirmede direnmelerinden duyulan endişe büyüktür
ve ciddîdir. Hattâ bu gecikmenin, Musul meselesinin İngiltere lehine
çözüme bağlanıncaya kadar devam ettirilmesi de kuvvetli bir ihtimaldir.
3 - Borçlularımızın hangi çeşit para ile ödeneceği meselesinin
de, Muharrem Kararnamesi'nin yürürlükte olduğunu belirten bir bildiri
yayınlanması isteğinde ısrar edildikçe, lehimize çözümlenemeyeceği
görülüyor.
4 - Adlî işlerle ilgili çözüm formülü İtilâf Devletleri'nin teklifi
üzerine kabul edilmiş olduğu halde, sonradan bundan vazgeçmeleri
ve bu formülü tanımamakta direnmeleri dikkate değer.
5 - Bu bakımdan, Yunan tazminatı meselesinde, bizi fedakârlığa
zorlamalarının sebebini şu şekilde düşünüyorum :
Yunanlılar, ordularını uzun süre silâh altında tutmak ve yıpratmak
istemiyorlar. Türkiye iIe aralarında çözüme bağlanması gereken tazminat
meselesini kendi isteklerine göre çözümletecek güvenilir ve sakin
bir duruma geçmek ihtiyacındadırlar. İtilâf Devletleri ise, bizim
hayatî saydığımız meseleleri lehimizde çözümleme kararında değillerdir.
Görüşmeleri mümkün olduğu kadar uzatarak ve her konu üzerinde bizi
yıpratarak, en sonunda kendi lehlerinde fedakârlığa mecbur etmek
kararındadırlar. Yunanlıların askerî harekât ile gayeye ulaşmalarına
da razı olmadıklarından, maksatlarını bize baskı yaparak gerçekleştirmekle.
Yunanlılar sakin ve memnun bir duruma sokmak istiyorlar. Biz bu
direnme karşısında fedakârlık yapmakla barışı sağlamaya hizmet etmiş
olacağımızı sanmıyorum. Aksine, yine zaman geçecek ve barışın elde
edilebilmesi için sonuna kadar fedakârlık yapmak mecburiyeti karşısında
bırakılacağız. İzmir'in kurtarılışından bugüne kadar dokuz ay geçti.
Bu şekilde daha dokuz ay geçebilir.
Önemle göz önünde bulundurmak gerekir ki, belirsiz bir zaman boyunca
beklemek zorunda kalmayı kabul edemeyiz.
6 - Aleyhimize olan meselelerde fedakârlık etmek, Lehimize çözümü
zaruri olan meseleleri olumlu bir sonuca götürememek bizi zayıf
ve güç duruma sokar. Bunun için barışa temel olacak meselelerin
hepsini bir bütün olarak dikkate almak, bunu ciddiyetle, açık ve
kesin bir dille konferansın dikkatine sunmak ve kabulüne çalışmak;
bu konuda garanti elde etmedikçe fedakârlığı gerektiren meselelerin
çözümüne yanaşmaktan kesinlikle kaçınma zamanı gelmiştir.
7 - 24 Mayıs tarihli ve 144 sayılı telgrafınızla bildirilen son
kararımızı uygulamakta acele etmemenizi rica ederim. Esası Meclis'ten
gelen talimatın önemli noktası, malî iktisadî adlî ve idarî konularda
hayat ve bağımsızlık haklarımızın tam ve güvenilir olarak kazanılmasıdır.
Daha bu sonuç elde edilemediğine göre, fedakârlık noktasında ısrar
göstermeyiniz.
8 - İtilâf Devletleri, bize hayat ve bağımsızlığımızla ilgili konularda
ne yapıp yapıp aleyhimizde esaslı şartlar kabul ettirmeye karar
vermedikçe, tazminat konusunda göstereceğimiz ciddî tutum üzerine,
Yunan ordusunun hareketine izin veremezler; dolayısıyla kendilerinin
de fiilen savaş durumuna geçmelerini uygun göremezler. Eğer olumsuz
görüşü benimsemekteki kararları kesin ise, Yunan tazminatı konusunda
olmasa bile, İstanbul'un boşaltılması, borçların hangi tür para
ile ödeneceği veya adlî meseleler gibi bütün dünyayı ilgilendiren
konularla ve elverişli bir ortam içinde bize karşı fiili hareketlere
girişirler. Böyle olunca da biz daha zayıf bir duruma düşeriz.
9 - Yunanlıların Cumartesi günü konferanstan çekilmelerini önleyebilmek
için, isteklerini kabul etmek lehimizde değildir. Böyle bir çekilmenin
aynı harekete İtilâf Devletleri de katılmadıkça hiçbir anlam ve
etkisi olamaz. Eğer konferanstan çekileceklerini bildirmenin anlamı,
fiilen askerî harekâta geçeceklerini önceden haber vermek ise, bu
konuda İtilâf Devletleri'nden haklı olarak sorulacak noktalar vardır.
10 - Kısacası, böyle tepeden inme ve ansızın yapılan bir tehdit
karşısında ve başlı başına bir konuda fedakârlığı kabul ettiğimizi
söylemek, barışı uzaklaştırmak şeklinde anlaşılabilir. Tekrar ediyorum
: İtilâf Devletleri'ni ana meseleleri çözmeye davet ediniz, efendim.
Mustafa Kemal
Bunlardan başka, İsmet Paşa'ya, "kişiye özel" işaretiyle
de ayrıca şu kısa şifreli telgrafı çektim :
Şifre : 25.5.l923
Kişiye özel
İsmet Paşa Hazretleri'ne
Hükûmet Başkanlığı ile Delegeler Hey'eti'nin bütün yazışmalarını
bir defa daha karşılaştırarak inceleme gereğini duydum. Bazı telgraflardaki
ifade tarzından, arada yanlış anlamalar var gibi bir anlam çıkardım.
Onarımla ilgili tazminatı kabul etmek veya etmemek konusunda ısrar
yoktur Bunu açıklamak için, durumla ilgili düşünce ve görüşlerimi
ayrıca bildirdim. Hasretle gözlerinden öperim, kardeşim.
Mustafa Kemal
Bu telgrafların metinlerinden, Karaağaç'a karşılık Yunan tazminatından
vazgeçmeyi esas itibariyle kabul ettiğimiz açıkça anlaşılmaktadır.
Ancak ana meselelerde, zarurî ve hayatî saydığımız hususların iyi
bir sonuca bağlanması şartına da, İsmet Paşa'nın dikkati çekilmiştir.
İsmet Paşa'nın da bu telgraflardan çıkardığı anlam ve güttüğü maksat
bu olmuştur.
İsmet Paşa, Rauf Bey'den, düşüncelerinin bana aynen bildirilmesini
istediği 24 Mayıs 1923 tarihinde, doğrudan doğruya bana da bir telgraf
çekmiş... 24 Mayısta çekilmiş olan bu telgrafı ben 26 Mayısta aldım.
Telgraf Dışişleri şifresiyle gelmiş ve Rauf Bey tarafından görüldükten
sonra bana gönderilmişti. Halbuki bu telgraf bir bakım Rauf Bey'den
şikâyet anlamı taşıyordu. İsmet Paşa'nın telgrafı şudur.
Lozan
Çekilişi : 24.5.1923
Alınışı : 26.5.1923
Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne
Durumla ilgili olarak Hükûmet Başkanlığı'na etraflı bir rapor sundum.
Hükûmetle aramızda esaslı anlaşmazlık vardır. Uyuşma olmazsa geri
dönmek zorunda ve kararındayım. Raporumun yüce Başkanlığınıza ulaştırılmasını
açıkça belirttim ve istirham ettim. Konferans son günlerinde ve
durum gecikmeye tahammülü olmayan bir andadır. Düşünceme göre, barış,
ileri sürdüğüm görüşler çerçevesinde gerçekleştirilebilir. Büyük
Millet Meclisi Başkanı Zâtıdevletlerinin bu olağanüstü zamanda genel
durumu yakından takip buyurmaları istirham olunur.
Diğerlerinden bir gün gecikmeyle gelen bu telgraf; olduğu gibi Gazi
Paşa Hazretleri'ne sunulacaktır.
Hüseyin Rauf
Aynı gün İsmet Paşa'ya şu cevabı verdim :
Şifre : Makine başında Ankara, 26.5.1923
İsmet Paşa Hazretleri'ne
24 Mayıs tarihli ve 145 sayılı şifreyi 26 Mayısta aldım. Ondan önce
kısa ve uzun iki şifre yazdım. Durumu takip ediyorum. Geri dönme
kararınızın nedeni, tazminat konusunda fedakârlık olduğuna göre,
doğru değildir. Bildirdiğim hususlar çerçevesinde teşebbüse devam
edildiği takdirde, daha elverişli bir safhaya geçeceğinizi umarım.
Hükûmet ile aranızda sezilen görüş ayrılığı giderilebilir. Gözlerinizden
öperim, efendim.
Gazi Mustafa Kemal
İsmet Paşa, 26 Mayıs 1923 tarihinde Hükûmet Başkanlığı'na yazdığı
raporlarda, Hükûmet Başkanlığı'nın yazılarını, benim telgraflarımı
ve delegelerimize verilmiş olan esas talimatı dikkate aldığımı ve
o yolda hareket ettiğimi açıkladıktan sonra, 26 Mayıs günü öğleden
sonra, İtilâf Devletleri delegelerinin, Yunan tazminatına karşılık
Karaağaç'ın kabul edilmesi yolundaki tekliflerini kabul ettiğini
söylemiş olduğunu, diğer meseleleri de birkaç gün içinde sonuçlandırabileceğini
bildirmiş...
Rauf Bey, bu raporları bana 27 Mayıs 1923 tarihinde şu yazısına
ilişik olarak gönderdi.
154/155 27.5.1923
Türkiye Büyük Millet Meclisi Yüce
Başkanlığı'na
İsmet Paşa Hazretleri'nden gelen 26 Mayıs 1923 tarihli telgraf sureti
ilişik olarak yüce huzurlarına takdim kılındı, efendim.
Hüseyin Rauf Dışişleri Bakanlığı Vekili
Rauf Bey, aynı tarihte İsmet Paşa'ya da şu tebligatta bulunmuş
:
27.5.1993
İsmet Paşa Hazretleri'ne
İlgi : 26 Mayıs 1923 tarih ve 151 sayılı telgraf.
Delegeler Hey'eti'nin Yunan tazminatı ile ilgili tutumu, Hükûmet'in
talimatına açıkça aykırı görülmüştür. Güç durumda kalan Hükûmet,
millî çıkarları göz önünde tutarak, tarafınızdan bildirildiği üzere,
önemli meselelerin üç dört gün içinde sonuçlandırılacağı yolundaki
kanaatın gerçekleşmesini beklemekle birlikte, düşünce ve görüşlerini
değiştirmeyecektir. Önceki telgrafta belirtilen öteki temel meselelerle
fedakârlığın söz konusu olamayacağı kesinlikle bilinmelidir, efendim.
Hüseyin Rauf
İsmet Paşa'nın, Karaağaç'a karşılık tazminattan vazgeçilmesini
bildiren raporlarını gördükten sonra, 25 Mayıs 1923 tarihli ve Rauf
Bey imzalı talimat telgrafını açıklamak üzere kendisine şu telgrafı
yazdım :
27.5.1923
İsmet Paşa Hazretleri'ne
Hükûmet'in kararında başlıca üç ana nokta vardı, Birincisi : Onarımla
ilgili tazminat meselesinde fedakârlık, askıda kalan önemli meselelerin
lehimize sonuçlandırılması karşılığında yapılmalıdır. İkincisi :
Düyûn-ı Umumiye faizleri, düşman işgalindeki topraklarımızın boşaltılması,
adlî meselelerle ilgili formül ve yabancı şirketlere ödenecek tazminatı,
yani on iki milyon liranın, şahısları ve uyrukları hangi milletten
olursa olsun, bütün şirketlere ait olduğu kabul edilerek bunun dışında
bir tazminatın söz konusu edilmemesi meselelerinin, tazminat meselesiyle
birlikte ele alınması ve bu dört meselenin lehimize çözümü sağlanabildiği
takdirde, tazminat meselesinde fedakârlık yapılabilir. Üçüncüsü
: Konferansa son ve kesin tekliflerde bulunarak cevap beklemek.
Delegeler Hey'eti'nin tutum ve anlayışında Hükûmet'in görüş ve talimatına
uymayan noktalar şunlardır :
1 - Delegeler Hey'eti, yalnız askıda kalan meseleleri bir bütün
olarak kabul etmiş, tazminat meselesini bunun dışında tutmuştur.
2 - Görüşmelerin, Yunanlıların konferanstan çekilmesi üzerine kesilmesinde
ve Mudanya sözleşmesinin Yunan ordusunun yeniden saldırmasıyla bozulmasında
sakınca görülerek, öteki meselelerde anlaşmaya varılamazsa, görüşmelerin
tarafımızdan kesilmesi tercih edilmiştir. Bu nokta, üzerinde düşünülmeye
değer.
3 - Yunan onarım tazminatı konusunda fedakârlığı kabul ettikten
sonra, öteki meseleleri birkaç gün içinde sonuçlandırma yoluna gidilmesi
de önemlidir. Bakanlar Kurulu'nda henüz böyle bir kanaat oluşmuş
değildir. Önemli meseleler gerçekten üç dört gün içinde lehimize
sonuçlandırılabilirse, tazminat meselesine öncelik verilmesinde
düşünülen sakıncalar giderilmiş olur. Muharrem Kararnamesi'nin
yürürlükte olduğu hususunun belirtilmesine önem verilmesinin, ancak
çözümlenmesi ümidini beslediğimiz meselelerden sonraya bağlı olduğu
bildirilmektedir.
4 - Konferansın, kuponların ödenmesi meselesi yüzünden kesilmesinin
içeriye ve dışarıya karşı bizi daha kuvvetli bulunduracağı düşüncesi
de üzerinde iyiden iyiye durmaya değer.
Bu konuda bütün yabancılar aleyhimizdedir. İşin içyüzünü kamuoyuna
açıklamak tazminat meselesi kadar kolay değildir. Tazminat meselesinde
yabancıların da bizi haklı görmesi için sebepler vardır.
5 - Önemli meselelerde, görüşmelerin kesilmesine bizim yol açmış
olmamız, fiilî hareketlerle birlikte olmadıkça, İtilaf Devletleri'nin
isteğine uygun düşer. Bu sebeple, eğer görüşmeler kesilecekse bunun
Yunan saldırısı üzerine yapılması, bizi haklı durumda gösterirdi
görüşü vardır.
6 - Kısacası, Hükûmet ile Delegeler Hey'eti arasındaki anlaşmazlık
noktaları önemlidir. Hükûmet'te olupbittiler karşısında bırakılma
endişesi doğmuştur. Bunun için, bildirdiğiniz üzere, önemli meselelerin
birkaç gün içinde mutlaka sonuçlandırılmasına ağırlık vererek, tazminat
meselesine öncelik vermenin doğuracağı sakıncaların giderildiğini
göstermek lâzımdır. Daha şimdiden fedakârlıkta bulunmanın, öteki
meselelerin süratle ve Lehimizde çözüme bağlanacağı hususunda
verilen sözlere karşılık olduğunu gerekenlere ciddî olarak söylemek ve eğer
sonunda görüşmeler mutlaka kesilecekse, bunun onların sebep olduğu
ve saldırgan görünecekleri bir yolda kesilmesini sağlamak gerekir.
7 - Bugünlerde en ince değişiklikleri ve özellikle göstereceğiniz
fedakârlıktan sonra İtilaf Devletleri delegelerinde beliren zihniyeti
bildiriniz. Çünkü, bize gözdağı vererek başarıya ulaşmaktan doğacak
yeni ümitlerinden haklı olarak endişe ediliyor, efendim.
Gazi Mustafa Kemal
İsmet Paşa,28 Mayıs 1923 tarihinde,Rauf Bey'e yazdığı telgrafta
diyor ki : "Usulde, yani bir meseleyi önce veya sonra söz konusu
etmek gibi esas direktifte değil ;uygulama şekli üzerinde aramızda
ayrılık belirmiştir. Yunan tazminatı meselesi daha kesin bir çözüme
bağlandığı gibi, öteki ana meseleler de bundan sonra görüşüleceğinden
Cuma ve Cumartesiye kadar bütün meselelerde konferansın kesin tutumunun
anlaşılacağı sanılmaktadır. Yunan tazminatı konusundaki fedakârlığı,
bizi ilgilendiren malî ve iktisadî konularda bu davranışımızın
dikkate alınacağı kaydıyla yaptığımızı söylemiştim. Bu bakımdan,
eğer öteki meselelerde anlaşmazsak, Yunan tazminatı da alacağımız
genel karara bağlı olur."
"Eğer esas talimatlara uymakla birlikte, beklenmedik talimatlara,
nihayet çeşitli meselelerin görüşülme ve çözümlenmesinde verilecek
kesin emirlere, önemli talimatlara bütünüyle ve harfi harfine uyamadığımız
kabul buyurulursa, bu durum, istemediğimizden değîl, fakat gerçekten
mümkün olmadığındandır
"Bendeniz aramızdaki bu görüş ayrılığını zamanında görmüş
ve açıkça ortaya konmasını istirham etmiştim. Henüz hiçbir şey imza
edilmemiş, hiçbir taahhüde girilmemiştir. Eğer bu tutumumuz yanlış
sayılıyorsa, onun görüşünüze göre düzeltilmesi imkânı vardır.
Kısacası, barış meselesinin yüzde doksan beşi çözümlenmiştir. Üzerine
benden sonra görev alacak kimse için güçlükler azalmış ve basitleşmiştir.
"Öte yandan, eğer barış yapılmaz da görüşmeler kesilirse,
bizim tutumumuz bu kesilmeyi daha elverişsiz bir duruma sokmayacaktır.
Herhalde emir ve karar Hükûmet'in ve yüce Başkanlığınızındır."
İsmet Paşa, aynı gün bana da cevap verdi. Bu cevabı olduğu gibi
bilginize sunayım :
Çekilişi : 28.5.1923
Gelişi : 29.5.1923
1/1016
Hükûmet Başkanlığı'na
Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne
Durum, Hükûmet'e gönderdiğim raporda bildirilmiştir. Her gün birer
mesele ele alınmak üzere, bütün meseleleri önümüzdeki günlerde görüşeceğiz.
Elbette Yunan tazminatını askıda kalan bütün meselelerin çözümünde
sürekli bir silâh olarak kullanacağız. Bu imkânı elde tuttuk. Yunan
tazminatı meselesini çözümledikten sonra diğerlerinde bize gözdağı
vererek bir sonuç alma ümidi besleyen olmadı. Aksine, tehdit vasıtası
ortadan kalktı. Durum sakinleşti. Eğer eninde sonunda görüşmeler
kesilirse, ya Yunan Ordusu kendisi için özel bir sebep bulunmadığından
harekete geçmeyecek veyahut da ötekilerle birlikte ve onların dâvâsı
için ilerlediğini ortaya koyup ispat edeceğiz. Her iki durum da
maddî ve manevi bakımlardan, tazminat bahanesiyle, Yunan ordusu
ile çarpışmaya başlamaktan daha önemli ve uygun görülmüştür. Hükûmeti
oldubittiler karşısında bırakma endişesine yer yoktur. Tutumumuz
genel duruma göre değerlendirilirse, anlaşmazlığın uygulama yönteminde
olduğu kabul edilebilir. Daha önce bu anlaşmazlığı da arz etmiştim.
Ana konuların hepsinin birkaç güne kadar görüşüleceği arz olunur.
İsmet
İsmet Paşa'ya şu telgrafı çektim :
29.5.1923
İsmet Paşa Hazretleri'ne
Zâtıdevletlerinin, barışla ilgili konuların büyük ölçüde çözümlenmiş
olduğu yolunda verdiği bilgi sevindirici olmuştur. Tasarladığımız
üzere, durumu birkaç gün içinde aydınlığa kavuşturabilirseniz, çok
rahatlayacağız. Başarılı olmanızı dilerim. Fevzi Paşa Hazretleri
de Ankara'dadır. Durum aydınlanıncaya kadar burada kalacaktır. Gözlerinizden
öperim.
Mustafa Kemal
İsmet Paşa, bu telgrafımdan sonra çalışmalarına devam
etti. Rauf
Bey'in ve Bakanlar Kurulu'nun da bu konu üzerinde daha fazla direnmesini
önledim.
Bir aya yakın bir zaman her iki taraf da yatışmış gibi göründü.
Bu süre içinde, İsmet Paşa, çeşitli konular üzerinde Bakanlar Kurulu
Başkanlığı'nın görüşlerini soruyordu.
|