YUNANLILARDAN İSTENEN SAVAŞ TAZMİNATINDAN DOLAYI
İSMET PAŞA İLE HÜKÜMET ARASINDA ÇIKAN GÖRÜŞ AYRILIĞI VE GERGİNLİK
Yunanlılardan istenen savaş tazminatından dolayı Yunanistan
gergin bir tavır takındı. İ s m e t P a ş a ile V e n i z e l o s
arasında bu konu ile ilgili görüşme ve tartışmalar kesildi.
İtilâf Devletleri'nin temsilcileri, İ s m e t p a ş a' ya, Karaağaç'ın
bize bırakılması ve tarafımızdan istenen onarımdan vazgeçilmesi
suretiyle Yunan tazminatı meselesinin çözüme bağlanması teklifinde
bulunurlar. İ s m e t P a ş a, Karaağaç'ın, istediğimiz haklı tazminata
bir karşılık tutulamayacağını, öte yandan, İtilâf Devletleri ile
aramızda bulunan ve daha önce çözümlenmiş olan tazminat konusunun,
bu konferansta yeniden ele alınıp tespit edilmediğini, her iki konuyu
da Hükûmet'e bildirmek zorunda olduğunu belirtir. İ s m e t P aş
a, bu durumu 19 Mayıs 1923 tarihli şifresiyle Hükûmet Başkanlığı'na
bildiriyor ve : " Hükûmet kararının acele bildirilmesini istirham
ederim " diyor.
İ s m e t P a ş a, bu telgrafına üç gün geçtiği halde cevap alamaz...
22 Mayıs 1923 tarihinde "ivedi" kaydıyla. Hükûmet Başkanlığı'na
şu şifreyi de çeker :
"Yunan tazminatına karşılık, Türkiye'ye Karaağaç ve yöresinin
bırakılması ile ilgili olarak İtilâf Devletleri'nce yapılan teklif
konusunda hükûmet görüşünün bildirilmesini 19 Mayıs 1923 tarih ve
17 sayılı telgrafla istirham etmiştim. Zâtıdevletlerinin emirlerinin
çabuklaştırılması istirham olunur. "
R a u f B e y, İ s m e t P a ş a'nın iki telgrafına, 23 Mayıs 1923
tarihinde cevap veriyor.
Cevabın birinci maddesi şöyledir :
"Karaağaç'a karşılık tazminat parasından vazgeçemeyiz."
Cevabın üçüncü maddesinde, bazı düşünceler ileri sürüldükten sonra
"Yunanlıların bunu veremeyeceklerini İtilâf Devletlerinin söylemesi,
şaşılacak şeydir ve kabul edilemez" deniliyor.
Cevabın beşinci maddesinde, yine bazı düşünceler belirtildikten
sonra, şu görüş ileri sürülüyor : "Bu işin İtilâf Devletleri
ile barışa engel olmaması için, bizi Yunanlılarla çözüm yolu bulmakta
serbest bırakarak kendilerinin barış imzalamaları yerinde görülmüştür.
İ s m e t P a ş a, 24 Mayıs 1923 tarihinde R a u f B e y'e yazdığı
sonraki dört raporunda düşüncelerini açıklayarak şu bilgileri veriyor
:
"Madde 1- Bugün, G e n e r a l P e l l e geldi. Yunan
hey'etinin,
iki gün sonra, yani Cumartesi günü tazminat konusunun resmen konferansta
görüşülmesini teklif ettiğini ve o zamana kadar tarafımızdan cevap
verilmezse, Cumartesi günü konferanstan çekileceklerini bildirdiklerini
söyledi. Ben, tazminat konusunda daha cevabınızı almamıştım. Hükûmetimden
cevap gelmedikçe yapılacak bir şey olmadığını ve Yunanlılarca yapılan
bu tekliften üzüntü duymadığımı bildirmekle yetindim."
Durumun son devreye geldiği görüşündeyim. Ortalığa sızan yaygın
söylentiler ve gazete haberleri genellikle kötümserdir.
Madde 2 - Çeşitli meseleler üzerinde yüksek başkanlığınızın cevaplarını
aldım. Dikkate değer bir husustur ki, tazminat konusunda Ankara'nın
red cevabı verdiği daha önce burada duyulmuştur. Bizim çevrelerden
sızması ihtimali yoktur. Çünkü, teklifi ve cevabı daha kimse bilmiyor...
"
İ s m et P a ş a , Yunan tazminat konusu üzerindeki görüşünü şöyle
bildiriyor : "Karaağaç ve yöresini bize bırakan teklifi kabul
ederek Yunan tazminatı konusunun kapatılması zaruretine uymak yerinde
olur. İtilaf Devletleri'nce, Yunanlılara para ödetmek imkânsız denildiği
gibi, bunların aradan çekilmesi halinde çıkabilecek bir savaşı kazandıktan
sonra bile, para almak için zorlama imkânları olmadığından, ödetme
ilkesinde ısrar etmek çıkmaz bir yoldur. Her memlekette denenmiş
ve sonucu görülmüştür... v.b."
İ s m e t P a ş a bu görüşünü pek akla yatkın ve basiretli düşüncelerle
açıkladıktan sonra : "Konferansın bugünkü durumuna göre, iktisadî,
ticarî ve yerleşim konuları ile ilgili maddelerle, diğer bütün maddeler
büyük bir çoğunlukla, iyi bir şekilde sonuca bağlanmıştır ve bağlanmaktadır..."
"İşgal altındaki topraklarımızın boşaltılması konusu daha,
bir çözüme bağlanamadı. Fakat istediğimiz gibi çözümlenmesi umulmaktadır
ve öyle olması da gerekir" diyor.
Öteki konuların vardığı ve varabileceği sonuçları da bildirdikten
sonra şunları yazıyor : "Düşüncem özet olarak şudur ki, hükûmet
bize verilen talimatta yer alan temel maddeler içinde kaldığı ve
Yunan tazminatı meselesi teklif ettiğim şekilde çözümlendiği takdirde,
barışı gerçekleştirme ümidi gerçekten kuvvetlenir. Eğer hükûmet,
görüşmelerin Yunan tazminatı yüzünden kesilmesini göze alırsa ve
bize verilen talimatta yer almayan beklenmedik şartlar ileri sürerek
sabit düşüncelerinde ısrar ederse, barışın imzalanması şüphelidir.
"
"Kabotajın kayıtsız ve şartsız olarak kaldırılmasını veya
konunun barıştan sonraya bırakılmasını uygun gördük ve istedik.
Ancak, bu meseleyi belirli şartlar altında, iki yıllık özel bir
sözleşmeyle çözümlemek imkânını bulabildik. Oysa : bu konu üzerinde
de yeniden değişmez şartlar içinde ısrar edilmesini bildiriyorsunuz.
Ondan sonra İ s m et P a ş a şunu yazıyor :
"Kararımın özeti şudur : Millî çıkarlarımıza uygun ve elde
edilebilecek en iyi şartları içine alan bir barış antlaşması hazırlanmaktadır.
Gerek Yunan tazminatı konusunda gerek diğer meselelerde, hükûmet,
daha fazla menfaatler elde etme imkânını görmekte ve görüşmelerin
kesilmesini göze almakta kararlı ise, ben bu görüşe katılmıyorum.
Bu noktayı açıkça ve hemen bana bildirmesini Hükûmet Başkanı'ndan
istiyorum. Aramızda uyuşma olmadığı takdirde, görevim delegelerimizi
burada bırakarak memleketime dönmek ve Hükûmet'e durumu bir defa
da sözlü olarak açıkladıktan sonra, savaş ve barış alanında sorumluluk
mevkimi sona erdirmektir. "
İ s m e t P a ş a'nın, telgraflarının son maddesi şudur : "Düşüncelerimin
aynen Büyük Millet Meclisi Başkanı'na ( yani bana ) bildirilmesini
istirham ederim."
Efendiler,
Bu verdiğim bilgilerden ortaya çıkan sonuç şudur : İ
s m e t P a ş a, Karaağaç'a karşılık Yunan tazminatı meselesini
çözüme bağlamayı uygun görüyor; hazırlanmakta olan antlaşmanın elde
edilebilecek en iyi şartları içine aldığı görüşünü belirtiyor.
R a u f B e y de, Karaağaç'a karşılık tazminat parasından vazgeçemeyiz
diyor.
|