MUDANYA KONFERANSI
29 Eylül 1922 tarihinde, bu notaya verdiğim kısa bir
cevapta, Mudanya Konferansı'nı kabul ettiğimi bildirdim. Fakat Meriç
Nehri'ne kadar Trakya'nın derhal bize geri verilmesini istedim. 3 Ekimde
toplanmasının uygun olacağını söylediğim Mudanya Konferansı'na, Başkomutanlık
adına olağanüstü yetkiyle Batı Cephesi Orduları Komutanı İ s m e t
P a ş a 'yı delege tayin ettiğimi bildirdim. Bu notaya hükümetçe
de 4 Ekim l922 tarihli etraflı bir cevap verildi. Bu cevapta, konferans
yeri olarak İzmir teklif edildi. Boğazlar meselesi dolayısıyla, Rusya,
Ukrayna ve Gürcistan Cumhuriyetleri'nin de daveti istendi. Diğer konular
üzerindeki görüşlerimiz de ana çizgileriyle bildirildi.
Mudanya'da, İ s m e t P a ş a
'nın başkanlığı altında, İngiliz
delegesi General Harrington, Fransız delegesi General Charpy, İtalyan
delegesi General MonbeIli 'nin katıldıkları konferans toplandı. Bir
hafta kadar süren tartışmalı görüşmelerden sonra, 11 Ekimde, Mudanya
Ateşkes Anlaşması imzalandı. Böylece, Trakya ana vatana katılmış
oldu.
Efendiler,
Zaferden sonra, bizim İzmir'deki siyasî temaslarımız üzerine,
Ankara'da Bakanlar Kurulu'nun daha doğrusu bazı bakanların telâşlı
bir duruma girdikleri fark edildi.
Askerî görevimin son bulmuş olduğunu, bundan sonraki siyasi işlerin
Bakanlar Kurulu'na ait olduğunu hissettirecek şekilde, beni Ankara'ya
davet ettiler. Halbuki, ne askerî görevim son bulmuştu ne de siyasî
ve diplomatik konularla ilgilenmek ve uğraşmaktan kendimi alabilirdim.
Bu bakımdan, İzmir'den ordunun başından ve başlattığım siyasî ilişkilerden
uzaklaşamazdım. Bundan dolayıdır ki, benimle görüşmek isteğinde
bulunan ve bunda direnen hükûmet üyelerinin veya ilgili bakanların
İzmir'e yanıma gelmelerini teklif ettim. Hükûmet Başkanı Rauf Bey
'le Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey geldiler. Rauf Bey, İzmir'de
bana bazı özel dileklerini de bildirdi. Sözgelişi, Ali Fuat Paşa
ile Refet Paşa 'nın, zafer dolayısıyla terfi ettirilmelerini ve kendilerine
uygun birer görev verilerek memnun edilmelerini rica ettiler. Bildiğiniz
üzere, muharebeden önce Ali Fuat ve Refet Paşa'ların bu harekâta
katılmaları için türlü yollarla teşebbüste bulunmuştum; fakat başaramadım.
Zaferden dolayı, Muharebe'de fiilen hizmet edip liyakat göstermiş
olan komutanlar ve subaylar terfi ettirilmek ve takdir edilmek suretiyle
elbette ödüllendirilmişlerdi. Askerî harekâta katılmaktan kaçınan
kimselerin de bizzat orada bulunanlarla birlikte ödüllendirilmeleri
elbette kötü etki yapabilirdi .Kısacası, Rauf Bey'e dileklerini
yerine getiremeyeceğimi söyledim. Fakat Ali Fuat Paşa, Meclis İkinci
Başkanı bulunduğuna göre, mevkii ve görevi kendisini memnun edebilecek
bir seviyede idi. Yalnız, açıkta bulunan Refet Paşa için uygun bir
görev bulmaya çalışacağıma söz verdim. Kendisini İzmir'e davet etmesini
söyledim. Refet Paşa,İzmir'e gelmişti. Fakat bu geliş tam benim
Ankara'ya döndüğüm geceye rastladığı için kendisiyle orada görüşme
imkânı olamadı.
|