ATEŞKES ANLAŞMASI TEKLİFİNE CEVAP VERMEYE HAZIRLANIRKEN
ALINAN BARIŞ TEKLİFİ
Efendiler,
Sivrihisar'da ateşkes anlaşması teklifi
ile ilgili notaya verilecek cevap kararlaştırıldıktan sonra, Bakanlar
Kurulu Ankara'ya döndü. Fakat bu cevabı vermeye vakit kalmadan, Paris'te
toplanan Dışişleri Bakanları Konferansı'nın 26 Mart 1922 tarihli ikinci
bir notası alındı. Bu nota İtilâf Devletleri'nin, barış esasları ile
ilgili tekliflerini içine alıyordu. Bu tekliflerin ana çizgileri şunlardı
:
Gerek Türkiye'de gerek Yunanistan'da azınlıkların haklarının korunmasına
ve bu maksatla konulacak kuralların uygulanmasına Milletler Cemiyeti'nin
de katılması. Doğuda bir Ermeni yurdunun kurulması ve bu işe de
Milletler Cemiyeti'nin katılması.
Boğazların serbestliğini sağlamak üzere Gelibolu yarımadasında
ve Boğazlar'ın çevresinde askerden arınmış bir bölgenin oluşturulması.
Trakya sınırının Tekirdağ'ı bize, Kırklareli, Babaeski ve Edirne'yi
Yunanlılar'a bırakacak şekilde tespiti.
Bizde kalacak olan İzmir'in Rumlarına ve Yunanistan'da kalacak
olan Edirne'nin Türklerine, bu şehirlerin yönetimine adaletli bir
şekilde katılabilmelerini sağlamak üzere uygun bir yöntemin kararlaştırılması.
Barış yapılır yapılmaz İstanbul'un İtilâf Devletleri'nce boşaltılması.
Serves projesi ile elli bin kişi olarak tespit edilen Türk silâhlı
kuvvetlerinin seksen beş bine çıkarılması ve Sevres projesinde olduğu
gibi askerlerimizin ücretli asker olması.
Sevres projesindeki malî komisyonun kaldırılması dışında, İtilaf
Devletleri'nin iktisadî çıkarlarının gözetilmesi, dış borçların
ve bize yükletilecek savaş tazminatının ödenmesinin sağlanması için
Türk hakimiyeti ile bağdaşabilecek bir yöntemin tayini.
Adlî ve iktisadî kapitülasyonlarda değişiklik yapılmak üzere bir
komisyonun kurulması.
Efendiler,
İtilâf Devletleri'nin ateşkes anlaşması teklifi ile
ilgili ilk notaları iyice incelendikten ve ikinci ayrıntılı notalarının
taşıdığı şartlar da görüldükten sonra, bu devletlerin İstanbul Hükûmeti
ile birlik olarak bizi yok etme maksadına dayanan çalışmalarla yeni
bir safha açtıkları yargısına varmak pek tabiî idi. Buna karşı,
durumun çok ciddî olduğunu düşünerek esaslı ve büyük bir savaşa
hazırlanmak gerekiyordu.
Önce, bize teklif edilen şartların ne olduğunu millete ve dünya
kamuoyuna açıklamak yerinde olurdu. Bu konudaki düşüncelerimi Bakanlar
Kurulu'na bildirdim.
Her iki notaya, 5 Nisan 1922 tarihinde verilen cevabımızın ana
noktalarını hatırlatayım :
Ateşkes anlaşmasını ilke olarak kabul ettik. Fakat temel şart olarak,
ateşkes anlaşmasıyla birlikte Anadolu'nun boşaltılması işine hemen
başlanmasını da zarurî bulduk. Ateşkes süresinin Anadolu'nun boşaltılma
süresi olan dört aydan ibaret olmasını teklif ettik. Boşaltma işi
bittiği zaman barışla ilgili ön görüşmeler sonuçlanmamış olursa,
ateşkesin kendiliğinden üç ay daha uzamasını kabul ettik.
Boşaltma işinin nasıl yapılacağı konusundaki teklifimiz de şuydu
:
Ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girişinden başlayarak ilk on beş
gün içinde Eskişehir - Kütahya - Afyonkarahisar kesimi ve anlaşma
süresi olan dört ay içinde, İzmir de dahil olmak üzere, işgal altındaki
bütün topraklanınız boşaltılacaktır.
Ateşkes anlaşması ile ilgili tekliflerimiz İtilâf Devletleri'nce
kabul edildiği takdirde, barış tekliflerini incelemek üzere, üç
hafta içinde delegelerimizi kararlaştırılacak şehre göndermeye hazır
olduğumuzu bildirdik.
Bu notamıza 15 Nisan 1922'de cevap verdiler. Elbette olumsuzdu.
Biz de 22 Nisan'da buna cevap verdik. Bu cevabımızın sonunda, ateşkes
konusunda anlaşmaya varılmasa bile, barış görüşmelerini geciktirmenin
uygun olmayacağını bildirdik. İzmit'te bir konferans toplanmasını
teklif ettik. Bu yazışmalar da sonuçsuz kaldı. Beykoz'da veya Venedik'te
bir konferansın toplanması birçok defa söz konusu oldu. Fakat, son
zaferimizin kazanıldığı ana kadar, bunların hiçbiri gerçekleşmedi.
|