SAKARYA
MEYDAN MUHAREBESİ
Saygıdeğer Efendiler,
Olayları Sakarya Meydan Muharebesi'ne
getirmek istiyorum. Fakat, bunun için müsaade buyurursanız, ufak bir
giriş yapacağım. İkinci İnönü Muharebesi'nden sonra, üç ay kadar bir
zaman geçti. Ondan sonra 10 Temmuz 1921tarihinde, Yunan ordusu yeniden
cephemize genel taarruza. girişti. Bu tarihten önceki günlerde tarafların
durumu şöyleydi :
Bizim ordumuz, başlıca Eskişehir ve Eskişehir'in kuzeybatısındaki İnönü
mevzileri ile Kütahya - Altıntaş dolaylarında yığınak yapmıştı.
Afyonkarahisar dolaylarında iki tümenimiz vardı. Geyve ve Menderes
dolaylarında da birer tümenimiz bulunuyordu.
Yunan ordusu da, Bursa'da bir, Uşak doğusunda iki kolordusunu toplu
olarak bulunduruyordu. Menderes'te de bir tümeni vardı.
Yunanlıların bu taarruzu ile başlayan ve Kütahya - Eskişehir Muharebeleri
adıyla anılan bir sıra muharebeler vardır. Bunlar on beş gün sürmüştür.
Ordumuz 25 Temmuz 1921 akşamı büyük kısmıyla Sakarya'nın doğusuna
çekilmişti. Ordumuzun çekilmesini zarurî kılan sebeplerin başlıcasına
işaret edeyim :
İkinci İnönü Muharebesi'nden sonra genel seferberlik yapmış
olan Yunan
ordusu, insan, tüfek, makineli tüfek ve top sayısı bakımından ordumuzdan
önemli derecede üstündü. Temmuzda, Yunan ordusu taarruza geçtiği
zaman millî hükûmetin durumu ve Millî Mücadele'nin gelişmesi,bizim
genel seferberlik ilân ederek, milletin bütün kaynak ve imkânlarını,başka
bir şey düşünmeden düşman karşısında toplamaya daha elverişli ve
yeterli görülmemişti. İki ordu arasındaki kuvvet, vasıta ve şartlar
bakımından kendini gösteren nispetsizliğin elle tutulur başlıca
sebebi budur.Bunun sonucu olarak, biz, daha tümenlerimizin taşıt
araçlarını bile tamamlayamadığımızdan, bunların hareket güçleri
yoktu. Yunan milletinin bütün kuvvetiyle yaptığı bu taarruz karşısında,
bizim askerlik bakımından asıl görevimiz, Millî Mücadele'nin başından
beri yürüte geldiğimiz görev idi ki, o da, her Yunan taarruzu karşısında
kaldıkça, bu taarruzu direnerek ve uygun hareketler yaparak durdurup
etkisiz bırakmak ve yeni orduyu kurmak için zaman kazanmak şeklinde
özetlenebilir. Son düşman taarruzu karşısında da, bu aslî görevi
gözden uzak tutmamak şarttı. Bu düşünceyle, 18 Temmuz 1921 tarihinde,
İsmet Paşa'nın Eskişehir'in güneybatısında, Karacahisar'da bulunan
karargâhına giderek, durumu yakından inceledikten sonra, İsmet Paşa'ya
genel olarak şu direktifi vermiştim
"Orduyu, Eskişehir'in kuzey
ve güneyinde topladıktan sonra,düşman ordusuyla aramızda büyük bir
açıklık bırakmak gerekir ki, orduyu derleyip toparlamak ve güçlendirmek
mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya'nın doğusuna kadar çekilmek
yerindedir. Düşman hiç durmadan takip ederse, hareket üssünden uzaklaşacak
ve yeniden menzil hatları kurmaya mecbur olacak; herhalde beklemediği
birçok güçlüklerle karşılaşacak; buna karşılık bizim ordumuz toplu
bulunacak ve daha elverişli şartlara sahip olacaktır. Bu şekildeki
çekilişimizin en büyük sakıncası, Eskişehir gibi önemli yerlerimizi
ve birçok topraklarımızı düşmana bırakmaktan dolayı kamuoyunda doğabilecek
manevî sarsıntıdır. Fakat kısa zamanda elde edebileceğimiz başarılı
sonuçlarla, bu sakıncalar kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Askerliğin
gereğini kararsızlığa düşmeden uygulayalım. Başka türden sakıncalara
karşı koyabiliriz."
|