BİLECİK GÖRÜŞMESİ KARARLAŞTIRILIYOR
Biz, gerçek durumun herkesin sandığı ve düşündüğü gibi
olmadığına tamamen inanmış bulunuyorduk.Ancak, İstanbul'un
kurtuluş çaresi olarak ileri sürdüğü uzlaşma ve görüşme
tekliflerini, kamuoyunu inandırmaya yarayacak şartları hazırlamadan
reddetmeyi uygun bulmadık. Onun için, özellikle İzzet ve Salih
Paşa'ların da içinde bulunacağı bir hey'etle Bilecik'te görüşmeyi
uygun bulduk. Bu zatlarla görüştükten sonra, halkın bütün
inanış ve görüşlerindeki yanlışlığın anlaşılacağına şüphem
yoktu. Bir de, her ne olursa olsun, kamuoyunca yukarıda işaret
ettiğim vasıfları ile tanınmış olan bu zatların, İstanbul'da
hükûmet kurmalarının millî gaye için ne kadar zararlı olduğu
meydandaydı. Bu bakımdan, görüşmeden sonra da, kendilerinin İstanbul'a
dönmelerine müsaade etmeme gereği bence normaldi.İşte bu düşüncelerledir
ki, İzzet Paşa hey'etiyle Bilecik'te görüşme kararlaştırıldı.
Görüşme 2 Aralıkta değil, fakat 5 Aralıkta oldu.
Efendiler, bu görüşmeyi beklerken, o güne kadar cephede ve
Ankara' da geçen olayları da kısaca bilginize sunayım :
Efendiler, hatırlarsınız ki, İzzet Paşa'nın özel memurunun
İnebolu üzerinden İstanbul'a hareket ettirildiği 8 Kasım 1920 günü,
Fuat Paşa'nın Moskova Büyükelçiliği, İsmet ve Refet Paşa'ların
da Batı Cephesi'nde görevlendirilmeleri kararlaştırılmıştı.
İsmet Paşa ertesi gün cepheye hareket etti.10 Kasımda göreve başladı.
O zamanlar Ethem Bey'in yakın arkadaşı bulunan bir zatın Eskişehir'den
13 Kasım 1920 tarihli bir şifreli telgrafını aldım. Bu
telgrafta deniliyordu ki :
Ethem Bey'in, Fuat Paşa Hazretleri'nin yanında Rusya'ya gideceği
söylentisi cephede ve gerideki halk arasında kötü niyete
yorulmaktadır. Bu gibi kimselerin çevrenizden uzaklaştırılması,
zâtıdevletlerinin diktatörlük ilan edeceğiniz zannını uyandırmıştır
. . .
Efendiler, Ethem ve kardeşlerinin Türkiye'den uzaklaşmaları,gerçekten
Türkiye'nin de kendilerinin de yarar ve selâmeti bakımından
yerindeydi. Bu sebeple, Fuat Paşa'ya, kendileri istedikleri
takdirde,bunları da birlikte alıp uygun şekilde görevlendirilebileceklerini
söylemiştim. Ethem Bey'in arkadaşı tarafından yazılan bu
telgraftaki ifadelerin, yalnız arkadaşının düşüncesi olduğu
ve gerçeğe uygun bulunduğu elbette kabul edilemezdi. Çünkü ne
cephenin ne de halkın, Ethem Bey'in Rusya'ya gönderilip gönderilmeyeceği
konusu ile ilgisi yoktu.Özellikle : "Ben diktatör olmak
istiyorum; fakat Ethem ve benzerleri engeldir. Onun için bu
gibileri uzaklaştırıyorum" zannından söz edilmesi büsbütün
dikkatimizi çekti.
|