MİLLİ TEŞKİLATIN YENİDEN DÜZENLENMESİ
Efendiler, millî teşkilâtın bir düzene sokulması önemliydi.
Bunun için özel tedbirler alındı. Seçimler dolayısıyla ortaya
çıkan bazı görüş ayrılıklarının giderilmesi için çareler
arandı.
Maraş'taki bazı Çerkez vatandaşlar sözde Maraş'ın bütün
Çerkezleri adına Cebel-i Bereket Guvernörünün Maraş'a gönderilmesini,
Antep'teki Fransız askerî komutanından telgrafla istemişlerdi.
Buna izin veren Maraş mutasarrıfına teessüflerimiz duyuruldu. Adı
geçen guvernör geldiği takdirde, Maraş eşraf ve ileri
gelenlerinin karşılamamaları bildirildi. İstanbul Hükûmeti'nin
de dikkati çekildi.
Bolu bölgesinde güvensizlik gittikçe artıyordu. İzmit'te Asım
Bey'den sonra, 1 nci Tümen komutanı olan Rüştü Bey' e bu konuda
direktif verildi.
Efendiler, 20 Kasım 1919 tarihinde, İstanbul'daki teşkilâtımızdan,
Kara Vasıf ve Albay Şevket Bey imzalarıyla gelen bir şifrede :
"Gebze kaymakamının Millî Mücadele'ye karşı olduğu, bu
kaymakamın, birçok korkunç olaylara cür'et eden Yahya Kaptan'ın
kötülüklerini örtbas etmeye ve daha başka şeylere başlayarak
Kuva-yı Milliye'ye leke sürmeye çalıştığı" bildiriliyor
ve kaymakamın yerinin değiştirilmesi söz konusu ediliyordu.
Biz de bu görüşe samimiyetle katılarak cevabımızda, konunun
Cemal Bey vasıtasıyla çözüme götürülmesini bildirdik.
Efendiler, bu Yahya Kaptan konusu, inkılâp tarihimizin önemli
safhalarından birinde yer aldığı ve pek anlamlı olduğu için
biraz genişçe bilgi vermeyi uygun görüyorum.
Şimdiye kadar verilen bilgilerden anlaşılmış olacağına hiç
şüphe yoktur ki, bir araya gelerek anlaşmış bulunan ortak iç
ve dış düşmanların uygulamaya çalıştıkları plânın önemli
bir noktası da, memleket içinde güvensizlik olduğunu ve
Hristiyan azınlıklara saldırılarda bulunulduğunu, elle tutulur,
gözle görülür delil ve olaylarla dünya kamuoyuna ispat etmek,
bu olayların Kuva-yı Milliye tarafından yapıldığına inandırmaktı.
Bu gizli ve iğrenç maksadın gerçekleşmesi için de, bildiğiniz
gibi, birtakım çeteler kurarak, bunları özellikle Hristiyan halk
üzerine saldırtmak ve bu çetelerin işleyecekleri cinayetleri,
millî teşkilâta yüklemek yolunu tutuyorlardı. Bu teşebbüsler
azçok memleketin her tarafında filiz vermeye başlamakla birlikte,
en önemli gelişme ve faaliyet, İstanbul'a yakınlığı dolayısıyla
Biga, Balıkesir ve özellikle İzmit, Adapazarı ve Bolu bölgelerinde
görülür ve dikkat çekici bir durum gösteriyordu.
Biz, bu haince fakat - itiraf olunmalıdır ki - çok ustaca teşebbüse
karşı olağanüstü tedbir almak ve teşebbüse geçmek zorunda
kaldık. Çünkü, İstanbul Hükûmeti, düşmanın bütün bu
oyunlarını gerçekten Kuva-yı Milliye'nin üzerine yüklüyor ve
yok edilmeleri için sert tedbirler alacak yerde, durmadan Hey'et-i
Temsiliye'yi suçlayarak ve baskı yaparak, bu faciaları yaratan düşman
çetelerinin faaliyetine son vermeyi bizden istiyordu. Ne yazık ki,
hükûmet, bu düşünce ve kanısını, İstanbul'daki teşkilâtımızın
başında bulunanlara da iyiden iyiye aşılamayı ve telkini başarabilmişti.
Efendiler, bizim özellikle İstanbul'a yakın olan İzmit bölgesinde
uygulamayı düşündüğümüz tedbir, orada silâhlı millî müfrezeler
kurmak ve o bölgede, kendilerine güvenilir komutan ve subaylarımızın,
bu millî müfrezelere yapacakları yardım ve desteklerle, hain çetelerin
peşine düşerek kötülüklerine ve varlıklarına son vermekti.
|