|
ALİ RIZA PAŞA KABİNESİ
MİLLİ TEŞKİLATI DÜŞMAN TEŞKİLATLA, BİZİ DE ALİ
KEMAL VE SAİT MOLLA İLE BİR TUTUYORDU
Efendiler, Harbiye Nâzırı’nın 9 Kasım 1919 tarihli bir
telgrafı vardı. 0 telgrafın içindekiler de ilgi çekicidir.
Cemal Paşa bu telgrafında, kabinenin düşüncesini şu noktalar
üzerinde yoğunlaştırıyordu:
"1- Seçimlerin güvenlikle yapılabilmesi,
2- Meclis-i Meb’usan’ın İstanbul’da toplanması,
3- Milli Teşkilat adına hükümet işlerine müdahale edilmemesi için
hükümetin tarafınıza başlangıçtan beri yaptığı tebliğler
kesindir.
4- Birçok telgrafınızda ileri sürülen isteklerin de aynı
nitelikte -yani müdahale niteliğinde- olduğu âşikârdır.
5- Hükümet, kendi bildirisinde tespit ve ilan ettiği tarafsızlıktan
ayrılmayacaktır. Bu bakımdan milli teşkilat aleyhinde bulunanları
baskı altında tutma ve cezalandırma yoluna gidemez." Telgrafın
sonunda da şu tehdit vardı: "Şimdiki durum bir sürecik daha
devam edecek olursa kabine kesinlikle çekilecektir."
(Belge: 191). Saygıdeğer Efendiler, bu maddelerin ifade ettikleri
anlamlar, aslında bütün gerçekleri ortaya koymuş bulunuyordu.
Kabine, milli teşkilât aleyhinde bulunanların memleket ve millete
düşman olduklarını kabul etmiyordu. Milli teşkilât ile düşmanın
ihanet teşkilâtını; Ali Kemal ile ve Sait Molla ile bizi bir
tutuyordu. Adapazarı, Karacabey, Bozkır, Anzavur olaylarını suç
olarak saymıyordu.
Cemal Paşa’ya verdiğimiz karşılıkta, bu noktaları açıkladıktan
sonra hükümetin duygu ve eğilimini açık olarak söyletmek
maksadıyla şu cümleyi de ekledik:
"Bildirdiklerinizden anladığımıza göre, İstanbul Hükümeti,
milli teşkilâtın varlığını belki de gereksiz görüyor. Gerçekten
durum bu merkezde ve milli teşkilâta ihtiyaç olmaksızın
memleketi kurtaracak bir güce sahip bulunuluyor ise, ona göre
gerekenlerin yapılmak üzere açıkça bildirilmesini, aradaki her
türlü yanlış anlamanın giderilmesi için arz ve istirham
ederiz." (Belge: 192).
|