|
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ KEŞAN ŞUBESİ
2008 ADALET
VE DEMOKRASİ HAFTASI ETKİNLİKLERİ
|
2008 yılı Adalet ve Demokrasi Şehitlerini anma etkinlikleri,
Keşan Atatürkçü Düşünce Derneği önderliğinde, Keşan’daki siyasi
partiler, Sivil Toplum Kuruluşları ve sendikaların katılımıyla,
ölümünün on beşinci yılı olan 24 Ocak 2008 günü aşağıdaki
program gereğince Uğur MUMCU anıtı önünde yapıldı.
Anma Programı;
1-Saygı duruşu.
2-ADD Keşan Şubesi Başkanı Rami ULUZ’ UN konuşması. (ÖLMEDİLER;
ÖLDÜRÜLDÜLER. Yazının tamamı aşağıdadır.)
3-Bir Kişiye Yapılan Haksızlık (Osman COŞKUN), Uğur MUMCU’YA
Ağıt (Olcay KOVANCI) iki şiir.
4-Ankara Türküsü ve Uğurlar Olsun (Seyfi AKAN’ın bağlaması
eşliğinde.)
5-Anıta karanfil bırakma ve mum yakma.
6-Keşan Belediyesi ile ortaklaşa hazırlanan ve ön yüzünde dokuz
demokrasi şehidinin resmi bulunan 2008 yılı takvimi ( 1000 adet)
törene katılanlara, ilçe merkezindeki iş yerlerine, ilçe ve
belde belediye başkanlıklarına, Trakya’daki ADD şubelerine, ADD
genel merkezine gönderildi.
ADD Keşan Şubesi Başkanı Rami ULUZ’
UN konuşması
ÖLMEDİLER, ÖLDÜRÜLDÜLER!
Adları; Mustafa Fehmi
KUBİLAY’DI, Abdi İPEKÇİ’ydi, Muammer AKSOY’DU, Bahriye ÜÇOK’
TU, Çetin EMEÇ’Tİ, Uğur MUMCU’YDU, Ahmet Taner KIŞLALI’ydı,
Necip HABLEMİTOĞLU’ydu, Mustafa Yücel ÖZBİLGİN’di.
Kimi, yedek subay öğretmendi. Askerlik bitiminde atandığı
yörenin körpe beyinlerine, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının
kurduğu cumhuriyeti, onun devrimlerini, cumhuriyetin
kazanımlarını anlatacaktı.
Kimi, gazeteciydi, yazardı.
Gazetedeki köşe yazılarında veya yazmaya çalıştıkları
kitaplarında, Türkiye gerçeklerini, kendilerince gördükleri
yanlışları açıklıyordu, açıklayacaklardı.
Kimi profesördü, öğretim
üyesiydi. Bildiklerini, öğrendiklerini, genç beyinlere
öğretiyor, yarının Türkiye yöneticilerini yetiştiriyordu,
yetiştireceklerdi.
Kimi de hukuk adamıydı. Cumhuriyet yasaları doğrultusunda,
hukuk kurallarını uyguluyorlardı, uygulayacaklardı.
Hepsi, Türkiye Cumhuriyeti’nin
birer ferdi olarak dünyaya gözlerini açmış, okuyup,
kendilerini yetiştirmişler, belli yerlere gelmişlerdi.
Yukarıda adlarını saymaya çalıştığımız dokuz seçkin kişi ve
sayamadıklarımız. Bugün artık aramızda yoklar. Hepsi de,
Âşık Veysel’in dizelerinde adı geçen ve sadık yârim dediği
kara toprağın altında yatmaktalar. Onların, hiç birinin çok
yaşlı olduğu söylenemez. Hiç birisi için kanser hastasıydı,
kalp hastasıydı, şeker hastasıydı veya yüksek tansiyonu
vardı denilemez. Kubilay, daha 24 yaşındaydı.
Hablemitoğlu’nun yaşı; 48, Abdi İPEKÇİ’nin yaşı, 50, Uğur
MUMCU 51 yaşındaydı.
Hiç biri, yukarıda saymaya çalıştığım hastalıklardan dolayı
ölmedi. Hiç biri, suçundan dolayı idam edilmedi. Bir trafik
kazasına kurban da gitmediler. Onların hiç biri, ömürlerini
doldurdukları için ölmediler. ÇÜNKÜ ONLAR, KATLEDİLDİLER.
Bazıları görev başında, bazıları evinde, bazıları arabasına
binerken veya yolda giderken hunharca, kalleşçe yapılan
saldırılar sonunda yaşama veda ettiler. Kiminin başı
kesildi, kimi, kurşunlara hedef oldu, kiminin, bombayla
vücudu havaya uçuruldu.
Hepsinin suçları ve ölüm nedeni
tekti. Her alanda özgür, bağımsız, demokratik ve laik
Türkiye Cumhuriyeti’ni, Atatürk İlke ve devrimlerini
hayatları pahasına da olsa savunmaktı. Peki, onlara bu
suçlamayı yakıştıran ve cezasını verme küstahlığında
bulunanlar kimler di? Onlar, cumhuriyet kurulduktan sonra,
cahil halkı sömürme mamaları kesilenlerdi. Karanlıktan medet
umanlardı. Dolayısıyla karanlık güçlerdi.
Karanlık güçlerdi, diyoruz.
Çünkü bu cinayetlerin birçoğu bugün bile hala faili meçhul
olarak durmaktadır. Failler, ya bulunmak istemediler, ya da
bulunup, açıklanmadılar.
Adını sayabildiğimiz bu dokuz
demokrasi şehidi öldürüldü dedik. Bunlar ölünce, karanlık
güçler emellerine ulaşabildi mi? Cumhuriyet ve devrim
kazanımları sona erdi mi? Hepsine de hayır. Çünkü bu
karanlık güçlerin bilmediği veya akıl erdiremediği bir şey
vardır. Sakal kesilince, daha gür çıkar. Bugün, Kubilay’ın
yerine, Uğur MUMCU’NUN yerine binlerce Kubilay ve Uğur MUMCU
cumhuriyet ve devrimleri savunmak için görev başındadır. Bir
gün gelecek, belki görevde olanlar da kalleş bir kurşuna
hedef olacaklar, onların vücutları da belki havaya
uçurulacak. Şu unutulmalıdır ki, özgür ve bağımsız,
demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti’ni, Atatürk ilke ve
devrimlerini savunanları, topla, tüfekle, bombayla
yıldırmak, yok etmek kimsenin haddine değildir. Çünkü
yedekler, görev almak için sabırsızlıkla sıralarını
beklemektedirler. Bu, dün böyleydi, bugün böyledir, yarın
böyle olmaya devam edecektir.
TÖRENDEN FOTOĞRAFLAR
 |
 |
 |
 |
 |
|
(Büyük
boyutlarda görmek istediğiniz fotoğrafın üzerine tıklayınız.)
|
|