Atatürk'ün Eğitim Konusunda
Söyledikleri
Atatürk'ün Laiklik Konusunda
Söyledikleri
Atatürk'ün Türk Dili Konusunda
Söyledikleri
Atatürk'ün Bilim ve Teknoloji
Konusunda Söyledikleri
Atatürk'ün Gençlik ve Spor
Konusunda Söyledikleri
Atatürk'ün Onuncu Yıl Nutku
ATATÜRK
İLKELERİ
Memleketimizi, toplumumuzu
gerçek hedefe, mutluluğa eriştirmek için iki orduya ihtiyaç
vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri
milletin geleceğini yoğuran kültür ordusu...
Bir millet irfan ordusuna
sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak
zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar
vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır. 1923
Öğretmenler her fırsattan
yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk,
öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlıktan ibaret
olmayacağını anlamalıdır. 1927
Milli eğitimde süratle
yüksek bir seviyeye çıkacak olan bir milletin, hayat
mücadelesinde maddi ve manevi bütün kudretlerinin artacağı
muhakkaktır. 1928
Milli eğitim ışığının
memleketin en derin köşelerine kadar ulaşmasına, yayılmasına
özellikle dikkat ediyoruz. 1924
En önemli ve verimli
vazifelerimiz milli eğitim işleridir.
Milli eğitim işlerinde kesinlikle zafere ulaşmak lazımdır. Bir
milletin gerçek kurtuluşu ancak bu şekilde olur. Bu zaferin
sağlanması için hepimizin tek vücut ve tek düşünce olarak bir
program üzerinde çalışması lazımdır. Bence, bu programın iki
esaslı noktası vardır:
(a) Sosyal hayatımızın ihtiyaçlarına uygun
olması
(b) Çağın gereklerine uymasıdır.
1922
Milli Eğitim
programımızın, Milli Eğitim siyasetimizin temel taşı,
cahilliğin yok edilmesidir.
Cahillik yok edilmedikçe,
yerimizdeyiz... Yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor,
demektir. Bir taraftan genel olan cahilliği yok etmeye
çalışmakla beraber, diğer taraftan toplumsal yaşamda bizzat
faal ve faydalı, verimli elemanlar yetiştirmek lazımdır. Bu da
ilk ve orta öğretimin uygulamalı bir şekilde olmasıyla
mümkündür. Ancak bu sayede toplumlar iş adamlarına,
sanatkarlarına sahip olur. Elbette milli dehamızı geliştirmek,
hislerimizi layık olduğu dereceye çıkarmak için yüksek meslek
sahiplerini de yetiştireceğiz. Çocuklarımızı da ayni öğretim
derecelerinden geçirerek yetiştireceğiz.1922
Gelecek için yetiştirilen
vatan çocuklarına, hiçbir güçlük karşısında baş eğmeyerek tam
sabır ve dayanıklılık ile çalışmalarını ve öğrenimdeki
çocuklarımızın anne ve babalarına da yavrularının
öğrenimlerini tamamlaması için her fedakarlığı göze
almaktan çekinmemelerini tavsiye ederim. Büyük tehlikeler
önünde, uyanan milletlerin kararlarında ne kadar ısrarlı
olduklarını tarih doğrulamaktadır. Silahı ile olduğu gibi
kafasıyla da mücadele mecburiyetinde olan milletimizin,
birincisinde gösterdiği kudreti ikincisinde de göstereceğine
asla şüphem yoktur. 1921
İlk ve orta öğretim
mutlaka insanlığın ve medeniyetin gerektirdiği ilmi ve fenni
versin, fakat o kadar pratik bir şekilde versin ki, çocuk
okuldan çıktığı zaman aç kalmaya mahkûm olmadığına emin olsun.
1922
Milli Eğitimin gayesi
yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete
ahlaklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı,olumlu, atılgan,
başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli,
iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli,
karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de
öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir.
1923
Okullarda öğretim
vazifesinin güvenilebilir ellere teslimini, memleket
evladının, o vazifeyi kendine hem bir meslek, hem bir ideal
sayacak üstün ve saygıdeğer öğretmenler tarafından
yetitirilmesini sağlamak için öğretmenlik, diğer serbest ve
yüksek meslekler gibi, derece ilerlemeye ve her halde refah
sağlamaya uygun bir meslek haline getirilmelidir. Dünyanın her
tarafında öğretmenler insan toplumunun en fedakar ve
saygıdeğer unsurlarıdır. 1923
Milletleri kurtaranlar
yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun
bir millet henüz millet adını almak kabiliyetini
kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, millet denemez. Bir
kitle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere
muhtaçtır. 1925
Yeni nesil, en büyük
Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve
onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.
1924
Türkiye’nin birkaç yıla
sığdırdığı askeri, siyasi, idari inkılâplar sizin, sayın
öğretmenler, sizin sosyal ve fikri inkılâptaki başarılarınızla
pekiştirilecektir. Hiçbir zaman hatırlarınızdan çıkmasın ki,
Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür”
nesiller ister. 1924
(Öğretmenler)
Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın
zaferi için yalnız zemin hazırladı...gerçek zaferi siz
kazanacak ve devam ettireceksiniz ve mutlaka başarılı
olacaksınız. Ben ve sarsılmaz imanla bütün arkadaşlarım, sizi
takip edeceğiz ve sizin karşılaşacağınız engelleri kıracağız.
1922
Öğretmenler; yeni nesli
Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler
yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin
kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle
orantılı olacaktır.Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen
kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli,
bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin
elinizdedir...Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı
olacaktır. 1924
Hedefe yalnız çocukları
yetiştirmekle ulaşamayız! Çocuklar geleceğindir. Çocuklar
geleceği yapacak adamlardır. Fakat geleceği yapacak olan bu
çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi
şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri
çocukları bu millet ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı ve
faydalı olabilecek şekilde yetiştirsinler! Hiç olmazsa
yetiştirmek lüzumuna inansınlar! Okullardan başka gazeteler,
küçük dergiler köylere kadar yayınlanıp dağıtılmalıdır. Bizim
köylümüz ne gazete ne dergi v.s. okumaz. Bilenler bilmeyenleri
toplayıp, okutmayı, onlara okumayı anlatmayı bir vazife
bilmelidir. 1923
Hayatın her çalışma
safhasında olduğu gibi özellikle öğretim hayatında sıkı
disiplin başarının esasıdır. Müdürler ve öğretim kadroları
disiplini sağlamaya, öğrenci ise disipline uymaya mecburdur.
Sayfa
Başına Dön
Türkiye Cumhuriyetinde, her yetişkin dinini
seçmekte hür olduğu gibi, belirli bir dinin merasimi de
serbesttir. Yani, ibadet hürriyeti vardır. Tabiatiyle
ibadetler, güvenlik ve genel adaba aykırı olamaz; siyasi
gösteri şeklinde de yapılamaz. Geçmişte çok görülmüş olan bu
gibi durumlara artık Türkiye Cumhuriyeti asla katlanamaz.
Bir de, Türkiye
Cumhuriyeti dahilinde, tüm tekkeler ve zaviyeler ve türbeler
kanunla kapatılmıştır. Tarikatlar kaldırılmıştır. Şeyhlik,
dervişlik, çelebilik, halifelik, falcılık, büyücülük, türbedarlık
vesaire yasaktır. Çünkü bunlar gericiliğin kaynakları ve cehaletin
damgalarıdır. Türk milleti, böyle müesseselere ve onların
mensuplarına katlanamazdı ve katlanmadı. 1930
Din bir vicdan
meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz
dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz
sade din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya
çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden
sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.
Laiklik, yalnız din ve
dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların
vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir. 1930
Din ve mezhep herkesin
vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse hiçbir kimseyi, ne bir
din, ne de bir mezhebi kabul etmeye zorlayabilir. Din ve mezhep
hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz. 1930
Laiklik asla dinsizlik
olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını
açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin
etmiştir. Laikliği dinsizlikle karıştırmak isteyenler, İlerleme
ve canlığın düşmanları ile gözlerinden perde kalkmamış doğu
kavimlerinin fanatiklerinden başka kimse olamaz.
Softa sınıfının din
simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin
edenler. İğrenç kimselerdir. İşte bu duruma karsıyız ve buna
müsaade etmiyoruz. 1930
Bunun gibi bağlı
bulunmakla inanmış ve mutlu olduğumuz İslam dinini, yüzyıllardan
beri alışılmış olduğu üzere, bir politika aracı durumundan
kurtarmak ve yükseltmek gerektiği gerçeğini görüyoruz. Kutsal ve
tanrısal olan inanç ve vicdanlarımızı karışık ve türlü renkte
bulunan ve her türlü çıkarlar ve tutkuların alanı olan
siyasetten ve siyasetin bütün öğelerinden bir an önce kesinlikle
kurtarmak, milletin dünya ve ahiret mutluluğunun emrettiği bir
zorunluluktur. Ancak böylece İslam dininin yüceliği gerçekleşir.
1924
Vatandaşları içinde
çeşitli dinlere mensup unsurlar bulunan ve her din mensubu
hakkında adil ve tarafsız tutum ve davranışta bulunmaya ve
mahkemelerinde vatandaşları ve yabancılar hakkında eşit adalet
uygulamakla vazifeli olan bir hükümet, fikir ve vicdan
hürriyetlerine uymaya mecburdur. 1927
Artık Türkiye, din ve
şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Bu gibi
oyuncular varsa, kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar.
1924
Kaynak:MEB
İnceleme-araştırma dizisi ATATÜRKÇÜLÜK 1
Sayfa Başına Dön
Türk milletinin dili
Türkçe'dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay
olabilecek bir dildir.Onun için her Türk, dilini çok sever ve
onu yüceltmek için çalışır... Türk dili Türk milleti için
kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız
felaketler içinde ahlakının, geleneklerinin, hatıralarının,
çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini yapan her şeyin
dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin,
kalbidir, zihnidir. 1929
Türk dili zengin, geniş
bir dildir. Her kavramı ifade kabiliyeti vardır. Yalnız onun
bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde
çalışmak lazımdır. 1930
Milli duygu ile dil
arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması,
milli duygusunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili,
dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil bilinçle
işlensin. Ülkesini yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk
milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan
kurtarmalıdır. 1930
Türk dilinin kendi benliğine, aslında güzellik ve zenginliğe
kavuşması için, bütün devlet teşkilatımızın dikkatli, ilgili
olmasını isteriz. 1932
Türk dilinin
sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların
benimsetilmesi içn her yayın vasıtasından faydalanmalıyız. Her
aydın hangi konuda olursa olsun yazarken buna dikkat
edebilmeli, konuşma dilimizi ise ahenkli, güzel bir hale
getirmeliyiz. 1938
Milliyetin çok belirgin
niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen
insan, her şeyden evvel mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe
konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını
iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. 1931
Milli bilincin ayakta
kalabilmesi ve uyanık bulunması için dil ve tarih uğrunda
çalışmaya mecburuz.
Türk milletinin milli dili ve milli benliği bütün hayatında
egemen ve esas kalacaktır. 1933
Sayfa Başına Dön
Dünyada her şey için, medeniyet
için, hayat için başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir,
fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir,
cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin,
yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve
ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin,
binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları,
şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak
elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir. 1924
Gözlerimizi kapayıp tek başımıza
yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp
dünya ile alakasız yaşayamayız... Aksine yükselmiş, ilerlemiş
medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde
yaşayacağız.. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen
nerede ise oradan alacağız ve her millet ferdinin kafasına
koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.
Hiçbir tutarlı kanıta
dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar
eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz.
İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler,
hayatı, akla ve gerçeklere uygun olarak göremez.. Hayat
felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve
boyunduruğu altına girmeye mahkûmdur. 1922
Başarılı olmak için aydın
sınıfla halkın zihniyet ve hedefi arasında
doğal bir uyum sağlamak lazımdır. Yani aydın sınıfın halka
telkin edeceği idealler, halkın ruh ve vicdanından alınmış
olmalıdır. 1923
Halka yaklaşmak ve halkla
kaynaşmak daha çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir.
Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne
yapacaklarını önce kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı,
onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilecek bir
hale getirmeli, onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır.
1923
İnsanların hayatına,
faaliyetine egemen olan kuvvet, yaratma icat yeteneğidir. 1930
Her işin esas hedefine
kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun
kabul edilebilir; mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.
Bu millet ve memleket
ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş
olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan
başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen
almak için Avrupa’ya, Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı
göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas
nerede varsa, sanayi nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz.
Bu nedenle artık himaye çok zayıf kalır. Bunun yerine
mecburiyet geçerli olur. 1923
Hayati gerçekleri bilerek,
bilmeyenlere de uygun bir yol ile veya zor ile anlatarak
amacımıza yürüyeceğiz... Bizi bu amaca varmaktan alıkoyan iki
kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge
haline koymak için ilerlemememizi istemeyenlerdir. Fakat
çiftçi arkadaşlar, muhterem babalar, bizim için bunlardan daha
zararlı, daha öldürücü bir sınıf daha vardır: O da içimizden
çıkması muhtemel olan hainlerdir. Aklı eren memleketini seven,
gerçeği gören kimselerden böyle bir düşman çıkmaz. İçimizde
böyleleri çıkarsa onlar ya aklı ermeyen cahiller, ya
memleketini sevmeyen kötüler, ya gerçeği görmeyen körlerdir.
Biz cahil dediğimiz zaman mutlaka okula gitmemiş olanları
kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim, gerçeği bilmektir. Yoksa
okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak
bilmeyenlerden de, özellikle sizlerin içinizde görüldüğü gibi
gerçeği gören gerçek bilginler çıkar. 1923
İtiraf ederim ki,
düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan daha çok
çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek
değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her
türlü medeni buluşlardan azami derecede yararlanmak
zorunludur. 1923
İlim tercüme ile olmaz,
inceleme ile olur.
Ben, manevi miras olarak
hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural
bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden
sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü
zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi,
fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber
edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle ilerliyor.
Milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk
anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla
değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin
gelişimini inkar etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak
istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden
sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde
akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi
mirasçılarım olurlar.
Kaynak:Atatürkçülük 1 MEB
Sayfa Başına Dön
Gençler!
Cesaretimizi
kuvvetlendiren ve devam ettiren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz
irfan ve terbiye ile, insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin,
fikir hürriyetinin en kıymetli sembolü olacaksınız. Ey yükselen
yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu
yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz. 1924
Milletin bağrından temiz
bir nesil yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada
kalmayacak.
Gençler için vatani
işlerde ölmek söz konusu olabilir. Ama korkmak asla!
Siz genç arkadaşlar,
yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat
arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette
yorulacaksınız, sizden istediğim şey yorulmamak değil,
yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada
da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan, her
canlı için doğal bir durumdur. Fakat insanda yorgunluğu
yenebilecek manevi bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet
yorulanları dinlendirmeden yürütür.
Sizler, yani yeni
Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni takip
edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve
asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize
durmadan yorulmadan yürüyecektir. 1937
Genç fikirli demek,
doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir. Milletin
egemen amaçlarının görüş noktası budur. Hepimiz ona uymak
zorundayız.
Bizim halkımız çok temiz
kalpli, çok asil ruhlu, ilerlemeye çok kabiliyetli bir halktır.
Bu halk eğer bir defa karşısındakilerin samimiyetle kendilerine
hizmet ettiğine inanırsa her türlü hareketi hemen kabule
hazırdır. Bunun için gençlerin her şeyden önce millete güven
vermeleri lazımdır. 1923
Spor,yalnız beden
yeteneğinin bir üstünlüğü sayılmaz, Anlayış ve zeka , ahlak ta
bu işe yardım eder. Zeka ve kavrayışı geri olan kuvvetler; zeka
ve kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlerle başa çıkamazlar.
Ben sporcunun zeki, çevik ve ayni zamanda ahlaklısını severim.
1930
Türk sosyal bünyesinde
spor hareketlerini düzenlemekle görevli olanlar, Türk
çocuklarının spor hayatlarını yükseltmeyi düşünürken, sadece
gösteriş için herhangi bir müsabaka da kazanmak emeliyle bir
spor politikası oluşturmazlar. Asıl amaç, bütün her yaştaki
Türkler için beden eğitimini sağlamaktır. “Sağlam kafa, sağlam
vücutta bulunur” sözünü atalarımız boşuna söylememişlerdir.
Her yarışmada arkalarında
Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünmelerini.
Türk sporcularına meslek kuralı olarak belirliyorum. 1931
Sayfa
Başına Dön
Türk Milleti!
Kurtuluş savaşına başladığımızın 15.nci yılındayız.
Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük
bayramdır.
Kutlu olsun!
Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak, bu
kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.
Yurttaşlarım!
Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en
büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan
Türkiye Cumhuriyetidir.
Bundaki başarıyı Türk milletinin ve onun değerli
ordusunun birlik ve beraberlik içerisinde, büyük bir
kararlılıkla hareket etmesine borçluyuz.
Fakat yaptıklarımızı asla yeterli görmeyiz. Çünkü
daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve
azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en bayındır ve en medeni
memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş
refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli
kültürümüzü çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.
Bunun için, bizce zaman ölçüsü geçmiş asırların
gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket
kavramına göre düşünülmelidir. Geçen zamana oranla, daha çok
çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız..
Bunda da başarılı olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk
milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk
milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlik
içerisinde güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk
milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda,
elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. Şunu da
önemle belirtmeliyim ki, yüksek bir insan toplumu olan Türk
milletinin tarihi bir niteliği de, güzel sanatları sevmek ve
onda yükselmektir.
Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini,
yorgunluk bilmeyen çalışkanlığını, yaradılıştan sahip olduğu
zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli
birlik duygusunu devamlı olarak ve her türlü vasıta ve
tedbirlerle besleyerek geliştirmek milli idealimizdir.
Türk milletine çok yaraşan bu ideal onu, insanlığa
hakiki huzurun temini yolunda, kendine düşen medeni vazifeyi
yapmakta, başarılı kılacaktır.
Büyük Türk milleti, on beş yıldan beri,
giriştiğimiz işlerde başarı vadeden çok sözlerimi işittin.
Bahtiyarım ki bu sözlerimin, hiç birinde, milletimin,
hakkımdaki güvenini sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım.
Bugün, ayni inanç ve kesinlikle söylüyorum ki,
milli ideale tam bir bütünlükle yürümekte olan Tür milletinin
büyük millet olduğunu bütün medeni dünya, az zamanda, bir kere
daha tanıyacaktır.
Asla şüphem yoktur ki Türklüğün unutulmuş büyük bir
medeni niteliği ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki
gelişmesi ile, geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir
güneş gibi doğacaktır..
Türk Milleti,
Sonsuza akıp giden her on senede, bu büyük millet
bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah
içinde kutlamanı gönülden dilerim.
Ne mutlu Türk’üm diyene !
1933
|